WhatsApp

Ziynet Eşyası Alacağının İadesi Davası

I. Giriş

Ziynet eşyası, genellikle kadınlar tarafından takılan altın ya da gümüş gibi değerli süs eşyasına denir. Ziynet eşyası denilince akla, bilezik, küpe, halhal, yüzük, kolye, gerdanlık gibi süs eşyaları gelmektedir. Fakat, Yargıtay ziynet eşyası kavramını geniş olarak yorumlamaktadır. Bu doğrultuda çeyrek, yarım ve tam altın da ziynet eşyası olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, para ziynet eşyası değil ise de talep halinde bu paraların iadesi de sağlanabilmektedir.[1].

Tarafların yakınları ve sevdikleri destek olabilmek maksadıyla altın ya da para gibi değerli eşyalar bağışlamaktadır. Dolayısıyla karşılıksız bir kazandırma söz konusudur. Ziynet eşyası, kişisel mallardandır. Eşler, kişisel malları üzerinde diledikleri gibi tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Bu kapsamda ziynet eşyası alacağını talep etmek için boşanmanın gerçekleşmesine gerek bulunmamaktadır. Evlilik birliği içerisinde de ziynet eşyasına ilişkin talepte bulunmak mümkündür.

Ziynet eşyasına ilişkin talepler boşanma davası ile de ileri sürülebilmektedir. Genellikle eşler evlilik birliği içerisinde iken dava açarak talepte bulunmamaktadır. Boşanma aşamasında dava yoluna gittikleri görülmektedir. Ziynet eşyası alacağına ilişkin davanın boşanma davasındn ayrı olarak görülmesi bazen avantaj sağlamaktadır. Bilindiği üzere çekişmeli boşanma davaları yıllar sürebilmektedir. Bu nedenle ziynet eşyası alacağına da gereksiz bir şekilde yıllar sonra ulaşılacaktır. Boşanma davasından ayrı olarak açılan davada ise sadece ziynet eşyasına ilişkin bir hak talep edilmektedir. Bu nedenle daha kısa sürede hakka kavuşulacaktır. Bu hususun dikkate alınarak dava açılması önerilmektedir.

            Ziynet eşyasına ilişkin davalarda ispat ve ispata ilişkin karineler önem arz etmektedir. Makalemizde bu hususlar detaylıca açıklanacaktır. Fakat kısaca değinmek gerekir ise ziynet eşyasının iadesine ilişkin davalarda ilk ispat yükü kadında bulunmaktadır. Kadın ispat yükünü yerine getirdikten sonra ispat yükü erkeğe geçmektedir. Bu davada karinelerin kadın lehine olduğunu söylemek doğru olacaktır.

II. Ziynet Eşyasının Hukuki Niteliği

            Ziynet eşyası, taşınır bir eşyadır. Ayrıca, ayni bir haktır. Taşınırlarda ayni hak zilyetlik ile kazanılmaktadır.

            Gelin ve damadın yakınları düğün merasiminde evlilik birliğine katkıda bulunmak maksadıyla ziynet eşyası takmaktadır. Takılan ziynet eşyasının hukuki niteliği bağışlamadır. Bağışlama, tek taraflı borç yükleyen bir sözleşmedir. TBK 285/1 göre bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere malvarlığından bağışlanana karşılık olarak kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir.  Ancak, burada bağışlama elden bağışlama şeklinde gerçekleşmektedir. Bunun nedeni, taraflar arasında yazılı bir sözleşme yapılmaması ve bağışlamanın zilyetliğin devri şeklinde gerçekleşmesidir. Taraflar örtülü öneri ve kabul iradesinde bulunmaktadır. Elden bağışlama, taşınır bir malın zilyetliğinin devri ile gerçekleşmektedir.

III. Düğünde Takılan Ziynet Eşyasının İadesi

            Eşler evlilik birliği içerisinde kişisel malları olan ziynet eşyalarını tüketim ödüncü veya bağışlama sözleşmesine konu edebilmektedir. Eşlerin ziynet eşyalarını tüketim ödüncüne söz konusu etmeleri halinde, ziynet eşyası alacağının iadesi gündeme gelmektedir. Bağışlamanın varlığı halinde ise bağışlamanın varlığı ispat edilirse iade söz konusu olmayacaktır. Aşağıda ziynet eşyasının kime ait olduğu, ispat yükü, karineler konusunda detaylı açıklamalarda bulunulacaktır.

3.1. Ziynet Eşyalarının Kime Ait Olduğu Hususu

Düğünde takılan ziynet eşyalarının hukuki niteliğinin bağışlama olduğunu ifade etmiştik. Bu bağlamda ziynet eşyasının zilyetliği kime devredilmiş ise mülkiyetin de ona ait olacağı düşünülebilir. Fakat, Yargıtay düğünde erkeğe takılan ziynet eşyasının da kadına bağışlandığını karine olarak kabul etmektedir. Aksine bir anlaşmanın varlığını erkeğin ispat etmesi gerektiği görüşündeydi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2018 tarihinde vermiş olduğu bir kararında kural olarak düğün sırasında takılan ziynet eşyaların kim tarafından takılırsa takılsın kadına ait olacağını, söz konusu ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kocaya verildiği ya da müşterek evin ihtiyaçları için harcandığı ispat edilmedikçe kocanın iade borcundan kurtulamayacağı belirtilmiştir[3].

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/5704 E. , 2024/2402 K. Sayılı ilamı ile görüş değişikliğine gidilmiştir. Söz konusu kararda dairenin yerleşmiş içtihatlarına göre, aksine bir anlaşma ve örf adet olmadıkça kim tarafından, kime takıldığı önem arz etmeksizin takılan tüm ziynet eşyalarının kadına ait olduğu ancak değişen toplum yapısı, hukukun ekonominin dinamik yapısı ve takılan ziynet eşyalarının eşlere ekonomik katkıda bulunmak maksadıyla bağışlandığı göz önünde bulundurularak içtihat değişikliğine gidilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yeni içtihada göre kadın ve erkeğe özgü takılan eşyalar haricinde ziynet eşyası kime takıldı ise onun kişisel malı olarak kabul edilecektir. Torbaya konulan ziynet eşyalarında ise kadın ve erkeğe özgü ziynet eşyaları ayrıştırılacak kalanlar ise ortak mal sayılacaktır[4].

Özetle, Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin 04.04.2024 tarihli kararından önce kim tarafından kime takıldığı hususu önem arz etmeksizin düğünde takılan ziynet eşyalarının kadının kişisel malı olduğu kabul edilmektedir. İçtihat değişikliğinden sonra;

  1. Ziynet eşyası, kime takıldı ise ona aittir.
  2. Torba ya da sandıktaki ziynet eşyaları, ortak mal kabul edilmektedir.
  3. Ziynet eşyası, hangi cinsiyete özgü ise o tarafa ait kabul edilmektedir.

Taraflar aksine bir anlaşma yapmadıkça yukarıdaki kurallar doğrultusunda ziynet eşyası alacağının iadesine karar verilecektir[5].

3.2. Ziynet Eşyası Alacağının İadesinde İspat Yükü

              Ziynet eşyasının iadesine ilişkin davada öncelikle ziynet eşyasının varlığı ispatlanmalıdır. Bu husus düğün merasimine ilişkin video kaydı ya da fotoğrafla kanıtlanabilmektedir. Söz konusu video kaydı ya da görüntüler bilirkişi tarafından incelenmektedir. Ziynet eşyası alacağının miktarı bu şekilde tespit edilmektedir. Bu şekilde ziynet eşyasının varlığı ve mikarı tespit edildikten sonra ziynet eşyasının kişinin zilyedinden çıktığının ispatlanması gerekmektedir. Diğer eşe kullanması için verilen ziynet eşyasının hangi amaçla verildiği de önem arz etmektedir.

Hukuk Genel Kurulu Kararına Göre İspat Kuralları

            Ziynet eşyasının iadesine ilişkin davalarda uygulanacak ispat hukuku kuralları Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2021 tarihli bir kararında şu şekilde açıklanmıştır[6]. Ziynet eşyasının iadesine ilişkin davalarda öncelikle kadın eş tarafından ispat edilmesi gereken davaya konu edilen ziynet eşyasının varlığı ile cins ve miktarıdır. Daha sonra ikinci kural ise kadın eşin ziynet eşyalarının evlilik birliği içerisinde elinden çıktığını ve iade edilmediğini ispat etmesidir. Bu yönde bir iddiası yok ise evden ayrılırken bu eşyaları yanında götürmesinin mümkün olmadığını ispatlaması gerekir. Tüm bunların ispatı halinde ispat yükü erkek eşe geçmektedir. Erkek eş ise söz konusu eşyaların kendisine iade edilmemek üzere verildiğini ispat ile yükümlü olmaktadır. Hukuk Genel Kurulu kararına göre ziynet eşyasının iadesi ilişkin davada ispat hukuku kuralları aşağıdaki sıra ile gerçekleşmektedir;

  1. İlk ispat yükü kadın eşe aittir.
  2. Kadın eş, davaya konu ziynet eşyalarının varlığını gram cins ve nitelik yönünden ispat etmelidir.
  3. Kadın eş ziynet eşyasının varlığını ispat ettikten sonra, ziynet eşyalarının elinden çıktığını ispat yükü altındadır. Söz konusu eşyalar erkeğe verildi ise bunun ispat edilmesi gerekmektedir. Bu yönde bir iddia yoksa evden ayrılırken eşyaları yanında götürmesinin mümkün olmadığını ispat etmelidir.
  4. Kadın eş yukarıda kurallar uyarınca ziynet eşyasının varlığını ve eşyaların elinden çıktığını ispat ettikten sonra ispat yükü erkek eşe geçmektedir.
  5. Erkek eş, ziynet eşyalarının kadın tarafından kendisine iade edilmemek üzere verildiğini ispat ile yükümlüdür.

Kadının Evi Terk Etmesi Halinde İspat Yükü

              Ziynet eşyası taşınır bir maldır. Dolayısıyla kadının ziynet eşyasını yanında taşıdığı ya da evde bulundurduğu genel kuraldır. Evden ayrılmayı planlayan kadının ziynet eşyasını yanına alarak ayrıldığı kabul edilmektedir. Ancak, kadın evden ani bir şekilde ayrılmak zorunda kalmış ise kadın yalnızca ziynet eşyasının varlığını ve evde kaldığını ispatla yükümlüdür[7].

            Yargıtay uygulamasına göre kadının evlilik birliği içerisinde eşine ziynet eşyasını iade etmek üzere verdiği karine olarak kabul edilmektedir[8]. Kadın eş, erkeğin iş kurması, düğün masrafları, evin ihtiyaçları gibi her ne sebeple olursa olsun ziynet eşyasını erkek eşe vermiş ise iade etmek üzere verdiği kabul edilir. Bu kapsamda ziynet eşyasının erkeğe verildiği ispat edilmiş ise iade edilmemek üzere verildiğini ispat yükü erkek eştedir. Kadın eş, yalnızca erkek eşe ziynet eşyasını verdiğini ispat ile yükümlüdür.

            Önemle belirtmek gerekir ki her ne kadar kadın eş tarafından erkek eşe verilen ziynet eşyasında karine iade edilmek üzere verildiğine yönelik ise de erkek eş tarafından kadın eşe verilen ziynet eşyasında bu durum geçerli değildir. Erkek eş tarafından kadın eşe verilen ziynet eşyası bağışlama olarak kabul edilmektedir. Aksini ispat edecek olan erkek eştir. 

IV. Ziynet Eşyası Alacağının İadesine İlişkin Davada Deliller

4.1. Bilirkişi

Ziynet eşyasının iadesine ilişkin davada bilirkişi delili önem arz etmektedir. Davacı taraf, salt tanık beyanı ve görüntüler ile iddiasını ispat etmiş sayılmamaktadır. Dosyaya sunulan görüntülerin bilirkişi tarafından incelenmesi ve ziynet eşyalarının denetime elverişli bir rapor ile tespit edilmesi gerekmektedir[9].

4.2. İkrar

            Ziynet eşyası alacağına ilişkin davalarda ikrar önemli bir delildir. Örneğin, erkek eş kadın eş tarafından kendisine ziynet eşyasının verildiğini mahkemede ikrar ederse bu ikrarı ile bağlıdır. Yukarıda belirttiğimiz karine doğrultusunda her ne sebeple olursa olsun kadın eşin verdiği ziynet eşyası iade edilmek üzere verildiğinden erkek eşin iade edilmemek üzere verildiğini ispat etmesi gerekmektedir.

4.3. Tanık

            Ziynet eşyası alacağının iadesine ilişkin davalarda tanık delilinin rolü nedir? Ziynet eşyası alacağı parasal bir değer taşımaktadır. Ve belirli bir parasal sınırın üzerinde olan alacaklarda senetle ispat kuralı geçerlidir. Fakat ziynet eşyasının iadesine ilişkin davalarda senetle ispat kuralının istisnası gündeme gelmektedir. Söz konusu istisna Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 203’üncü maddesinde düzenlenmiştir[10]. Buna göre, altsoy, üstsoy kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler bu kuralın istisnasını teşkil etmektedir. Ayrıca, İşin niteliğine ve tarafların durumuna göre senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan işlemler de bu kuralın istisnasıdır. Dolayısıyla ziynet eşyasının varlığının, kim tarafından verildiğinin, kimde kaldığının tanıkla ispat edilmesi mümkündür[11]. Fakat tanık delili kesin delil değildir. Takdiri delildir. Hakim, tanığın beyanlarını çelişkili bulursa, tanığın beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini gösteren somut olgular tespit ederse bu delile itibar etmeyebilir. Tanık delilinin görgüye dayalı olması gerekmektedir. Duyuma dayalı tanık beyanlarına da itibar edilmemektedir[12].

4.4. Yemin

            Ziynet eşyası alacağının iadesine ilişkin davada ilk ispat yükünün kadın üzerinde olduğunu ifade etmiştik. Eğer ki davacı kadın delillerinde tanık deliline yer vermiş ise ziynet eşyasının varlığını ispat ettikten sonra elinden çıktığını ispat için erkek eşe yemin teklifinde bulunabilir. Bu şekilde de davasını ispat edebilmektedir. Unutulmamalıdır ki yemin delili kesin bir delil teşkil eder. Dikkatli bir şekilde kullanılması gerekmektedir.

V. Ziynet Eşyası Alacağında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Ziynet eşyası, eşlerin kişisel malı olarak kabul edilmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitap aile hukuku başlığı altında düzenlenmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 226’ncı maddesi her eş diğer eşte bulunan mallarını alır şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla aile hukukundan doğan bir taleptir. Aile hukukundan doğan bir talep olması nedeniyle görevli mahkeme Aile Mahkemesi görevli mahkemedir.

            Yetkili Mahkeme ise davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Fakat boşanma ile birlikte açıldığında eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri oturdukları yer Aile Mahkemesi yetkili mahkeme olacaktır.

VI. Ziynet Eşyası Alacağına İlişkin Kararın İcrası

Ziynet eşyası alacağına ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesine gerek yoktur. Gerekçeli kararın yazılması ile birlikte karar derhal ilamlı icraya konu edilebilmektedir. İlamlı icra söz konusu olduğundan istenilen herhangi bir icra dairesinde takip başlatmak mümkündür.

Ziynet eşyasına ilişkin dava boşanma ile birlikte görülse dahi kesinleşmesine gerek yoktur. Ziynet eşyası alacağı boşanmanın ferilerinden değildir. Dolayısıyla her ne kadar boşanma ilamının kesinleşmesi gerekmekte ise de ziynet eşyası alacağı için bu durum söz konusu değildir. Bununla beraber ziynet eşyasına ilişkin hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama gideri de derhal icraya konulabilmektedir. Burada dikkat edilmesi gerekir ki boşanma ile görülen ziynet eşyası davasında hem boşanma hem de ziynet eşyası yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Kararda tek bir vekalet ücreti olarak hesaplama yapılmış ise vekalet ücretini icraya koyabilmek için boşanmanın kesinleşmesi gerekir[13].

VII. Ziynet Eşyası Alacağına İlişkin Davalarda Vekalet Ücreti

Ziynet alacağının iadesine ilişkin davalarda nispi vekalet ücretine hükmedilmektedir. Alacağın binde 68,31×1/4 şeklinde hesaplama yapılmaktadır. Ziynet alacağının iadesine ilişkin dava boşanma davası ile birlikte görülebileceği gibi ayrı bir dava olarak da görülebilir. Boşanma davası ile birlikte görülmesi halinde de ayrıca vekalet hükmedilmesi gerekmektedir. Bunun nedeni ziynet alacağının boşanmanın ferilerinden olmamasından kaynaklanmaktadır. Zşynet alacağının iadesine ilişkin kararların kesinleşmesine gerek olmadığını yukarıda izah etmiştik. Dolayısıyla boşanma davası ile birlikte görülse de kararın kesinleşmesine gerek olmaksızın hem ziynet alacağı hem de ziynet eşyası alacağına ilişkin vekalet ücreti ile yargılama gideri icraya konu edilebilecektir.

VIII. Ziynet Eşyası Alacağına İlişkin Davalarda Harç

            Davacı taraf, mahkeme harç ve masraflarını ödemekle yükümlüdür. Bunun istisnası adli yardım talebinin mahkemece kabul edilmesidir. Ziynet eşyası alacağına ilişkin davalarda talep edilen eşyanın bedeli üzerinden nispi harç alınmaktadır.

            Davacı tarafın, talep ettiği ziynet eşyasının miktarı ve cinsini net olarak belirtmesi gerekmektedir. Dava dilekçesinde ziynet eşyası alacağına yönelik net bir belirleme yapılmamış olabilmektedir. Bu halde mahkeme tarafından kesin bir süre verilerek açıklattırılması ve harcın ödenmesi sağlanmalıdır. Aksi takdirde davanın reddine karar verilecektir.

IX. Ziynet Eşyası Alacağının İadesine İlişkin Davalarda Zamanaşımı

Ziynet alacağına ilişkin davaların talep kısmı aynen iade, bedelinin iadesi ya da aynen iade mümkün olmaması halinde bedelinin iadesine ilişkin olabilir. Davacının burada seçimlik hakkı bulunmaktadır. Dilediği şekilde talepte bulunma hakkına sahiptir. Genellikle aynen iade, aynen iadenin mümkün olmaması halinde bedelinin iadesine ilişkin talepte bulunulduğu görülmektedir.

Aynen iadeye ilişkin taleplerde zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Dava aslında istihkak davası niteliğindedir. İstihkak davasında zamanaşımı süresi bulunmadığından ziynet eşyasının aynen iadesine ilişkin davalarda da zamanaşımı süresi bulunmayacaktır.

Ziynet eşyasının bedelinin iadesine ilişkin açılan davalarda ise zamanaşımı süresi on yıldır. On yıllık süre hak düşürücü süre değil, zamanaşımıdır. Karşı taraf zamanaşımı definde bulunmayabilmektedir. Bu takdirde alacak talep edilebilmektedir. Ancak karşı taraf zamanaşımı definde bulunursa hakim zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verecektir.

Bu yazımızda dikkatinizi çekebilir; https://www.melisakarahan.av.tr/siddetli-gecimsizlik-nedeniyle-bosanma-davasi/

Bize Ulaşın

Avukat Melisa Karahan
Bakırköy Avukat Bürosu

Telefon

Whatsapp

Mail

Pinterest


[1] AKÇAAL, M., Düğünde Takılan Ziynet Eşyasının İadesi, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 14, Sayı: 2, Ekim 2019, 267.

[2] Mehmet Özyürek, Evlilik Birliğinde Ziynet Eşyasının Bağışlama ve Tüketim Ödüncüne Konu Edilmesi, (Konya: Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2020,  31.)

[3] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 01.10.2018, 2016/22055 E. , 2018/9304 K. “Kural olarak düğün sırasında takılan ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Bu eşyaların iade edilmemek üzere kocaya verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup müşterek ihtiyaçlar için harcandığı hususu davalı tarafça ispatlandığı takdirde, koca bu eşyaları iadeden kurtulur.”  www.lexpera.com.tr

[4] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2024, 2023/5704 E. , 2024/2402 K. “ Dairemizin önceki içtihatları, “aksine bir anlaşma ya da örf adet kuralı olmadığı takdirde, düğünde kim tarafından hangi eşe ne verilirse verilsin, ne takılırsa takılsın ( ziynet eşyası, altın, döviz, TL vs. ) bunların hepsi kadına ait sayılır” yönündeydi. Ancak toplumuzun gelenek ve göreneklerinin zamanla değişikliğe uğraması, ekonomik ve hukuksal ilişkilerin dinamik yapısı ve özellikle; düğünlerde kadına özgü ziynet eşyalarının dışında, ortak bir yaşam kurma aşamasında olan eşlere maddi katkı sağlamak amacıyla, ekonomik değeri olan başka şeylerin de takılması/verilmesi, dikkate alınarak, düğünde eşlere takılan/verilen ve ekonomik değeri olan eşyalarla ilgili davalarda, Dairemizin içtihatlarında değişikliğe gidilmesi zorunluluğu doğmuştur. Bu konuda Dairemizin ilkesel nitelikteki yeni görüşüne göre; “Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir. Ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir. Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. Ne var ki takılar içinde karşı cinse özgü ( kadına ya da erkeğe özgü ) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır. Özgü olma konusunda çekişme varsa ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Bilirkişi incelemesi sonucunda o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse o şey takılan/verilen eşe ait olur. Takı sandığı/torbasına konulan ekonomik değer taşıyan şeyin aidiyeti konusunda; konulan şey kadına ya da erkeğe özgü bir şey ise o cinse verilmiş sayılır, o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse ortak kabul edilmelidir” yönündedir. Uyuşmazlık, tarafların iddia ve savunmaları da dikkate alınarak bu ilkeler doğrultusunda çözülmelidir.” www.kazanci.com.tr

[5] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14.12.2021 2018/898 E. , 2021/1656 K. “Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı genel kuralın aksine taraflar arasında anlaşma bulunduğunu, anlaşmanın düğün sırasında uygulandığını, her iki tarafın annelerinin kendi misafirleri tarafından getirilen ziynetleri aldıklarını ileri sürmüş, bu iddiasını da dinlenen tanıklar, CD görüntüleri vs. delillerle ispatlamıştır. Hatta davacıdahi düğünde bu şekilde uygulama yapıldığını kabul etmiştir. Bu durumda, davalının taraflar arasında genel kuralın aksine bir anlaşma olduğunu ve düğünde uygulandığını ispatladığının kabulü gerekir. Böyle olunca taraflar arasında yapılan ve uygulanan, kadına özgü olanlar dışındaki ziynetin kime takıldıysa ona ait olacağı yönündeki anlaşmaya öncelik tanınacağı kuşkusuzdur.” www.lexpera.com.tr

[6] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2715 E. , 2021/360 K. “Ziynet eşyası davalarında, ispat hukuku yönünden öncelikli kural; davacı kadın eş tarafından dava konusu edilen ziynet eşyalarının, cins, sayı, nitelik ve miktar olarak varlığının kanıtlanmış olması gerekliliğine ilişkindir. Ziynetlerin varlığını bu şekilde ispatlayan kadın eşin ikinci olarak ise; bu ziynetlerin evlilik birliği içinde kendisinden alındığını ve tekrar iade edilmediğini veya bu şekilde elinden alındığına dair bir iddiası yoksa evden ayrılırken bu eşyaları yanında götürmesinin mümkün olmadığını ispat etmesi gerekir. Diğer bir ifadeyle ziynet alacağı hakkı olduğunu iddia eden kadın eş, varlığını kanıtladığı dava konusu ziynetlerin kendinde olmadığını şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanmakla yükümlüdür. İşte bu anda; kadın eş, fiili karineyle kişisel malı niteliğinde kabul edilen ziynet eşyalarının kendi himayesinden çıkarak, erkek eşin himayesine girdiğini şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlamış ise artık erkek eş; kadın eşe ait olan ziynet eşyalarının iadesiyle yükümlü olmadığı hususunu ispat yükü altındadır. Borçlar hukuku genel hükümleri uyarınca; asıl olan borçlunun aldığı şeyi geri vermekle yükümlü olduğu kuralıdır. İade edilmemek üzere alındığı hususunda ispat yükü ise yukarıda da açıkça üzerinde vurgulandığı gibi, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğuna göre, erkek eş himayesine girdiğini kabul ettiği bu ziynetleri iade etmemek üzere aldığını ispatlamalıdır.” www.lexpera.com.tr

[7] Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 26.01.2016, 2015/2104 E. , 2016/1292 K. “Kural olarak evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları ve nakit para kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Hayat deneyimlerine göre olağan olan, ziynet eşyalarının kadının üzerinde olması ya da evde saklanıp muhafaza edilmesidir. Ayrıca, ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Davacı kadın, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, bunların koca tarafından elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, davalı kocada veya evde kaldığını ispat yükü altındadır .Dosya kapsamına, toplanan delillere göre davacı tarafından sunulan fotoğraf ve CD ile ancak dava konusu edilen ziynetlerin varlığı ispatlandığına, ispat yükü üzerinde olduğu anlaşılan davacının ziynetlerin davalı tarafından kendisinden alındığı iddiasının fotoğraf ve CD dışında başka delillerle ayrıca ispatı gerektiğine, bu konuda Mahkemece dinlenen tanık beyanları soyut ve duyuma dayalı olup eksikten gelen dava dosyasındaki ev ve araç alımında ziynetlerin kullanımına dair bir açıklama içermeyen tanık beyanları da birlikte değerlendirildiğinde davacının iddiasını ispata yeterli bulunmadığına göre dava konusu ziynetlerin davalı tarafından davacıdan alındığının ispatlandığının kabulü doğru olmamıştır. Ancak, davacı vekili delillerini bildirdiği 13.06.2013 tarihli dilekçesinde delilleri içinde ayrıca “yemin” deliline dayandığını da bildirmiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş ziynet eşyaları ile ilgili öncelikle davacı tarafa “ziynetlerin davalı tarafından davacıdan alındığı ve davalıda kaldığı” hususuna yönelik yemin teklif hakkını kullanmak isteyip istemediğini sormak, kullanmak istediği takdirde usulüne uygun bir biçimde davalıyı HMK’nın 227 ve devamı maddeleri gereğince davet etmek ve HMK’nın yemine ilişkin hükümleri dikkate alınarak davalı yemin teklifini kabul ettiği taktirde davalının usulüne uygun şekilde yemininin eda ettirilerek beyanının alınması ve gerçekleşecek sonucuna göre ziynetlerle ilgili bir karar vermek olmalıdır. Mahkemece bu gerekliliğe uyulmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.”

[8] Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 28.12.2009, 2009/6921 E. , 2009/11809 K. ““…Kaldı ki kadına ait altınlar düğün borçları, kocanın borçları, evin ihtiyaçları vs. nedenlerle bozdurulmuş olabilir. Kadının dava konusu altınları kocasından geri istememek üzere verdiğine ilişkin bir delil yok ise kadının ziynet alacağı davasının kabulü gerekir. Dosyadaki mevcut belge ve bilgiler ve tanık beyanları karşısında davacı kadının ziynetlerini bir daha geri almamak üzere kocasına bağışladığı kanıtlanamamıştır…”

[9] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 01.10.2015, 2015/10778 E. , 2015/14770 K. “Davacı vekili; dava dilekçesinde altınların gramajına ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmamış yerel mahkemece davacıdan bu hususun açıklattırılması istenmiş; davacı sözkonusu izahat istemi üzerine alınan beyanında her bir bileziğini 29,80 gr. ağırlığında olduğunu ifade etmiştir .Yerel mahkemece bu yönde tanık beyanları alınarak ve dosya içeriğindeki fotoğraflar değerlendirilmek suretiyle dosyanın bilirkişiye tevdiiyle; taraf ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınmak suretiyle hüküm tesisi gerekirken; salt davacı beyanlarına dayalı olarak her bir bileziğin 29,80 gr ağırlığında olduğunun kabulüyle 22 ayar 6 adet bileziğin infaz tarihindeki bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmolunması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” www.lexpera.com.tr

[10] Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 203’üncü maddesi; “(1) Aşağıdaki hâllerde tanık dinlenebilir: a) Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler. b) İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler. c) Yangın, deniz kazası, deprem gibi senet alınmasında imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunan hâllerde yapılan işlemler. ç) Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları. d) Hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları. e) Bir senedin sahibi elinde beklenmeyen bir olay veya zorlayıcı bir nedenle yahut usulüne göre teslim edilen bir memur elinde veya noterlikte herhangi bir şekilde kaybolduğu kanısını kuvvetlendirecek delil veya emarelerin bulunması hâli.” şeklindedir.

[11] Mehmet Özyürek, Evlilik Birliğinde Ziynet Eşyasının Bağışlama ve Tüketim Ödüncüne Konu Edilmesi, (Konya: Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2020,  80.)

[12] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 11.09.2024, 2023/5882 E. , 2024/5700 K. “… kadının dava dilekçesinde ziynetleri kendisinde iken eşinin annesi dahili davalı … tarafından eşi hastanede yatarken zekat hesabı yapmak üzere kendisinden alındığını, sonrasında hastaneden kovulduğu için bir daha da kendisine iade edilmediğini iddia ettiği, İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacı tanıklarının beyanları dikkate alındığında ziynetlere ilişkin beyanları davacı kadından duyuma dayalı olduğu,davacı kadının ziynetleri karşı tarafın aldığını ve iade etmediklerini, somut, görgüye dayalı delillerle ispatlayamadığı, bu haliyle ziynet eşyası alacağı davasının reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul, yasa ve dosya kapsamına aykırı olduğu gerekçesi ile davalıların istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının tümden kaldırılmasına, boşanma davası yönünden davalı erkeğin ölümü nedeniyle evlilik ölümle sona erdiğinden boşanma yönünden karar verilmesine yer olmadığına, sağ kalan eş konumundaki davacı kadının 4721 sayılı Kanun’un 181 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince kusuru olmadığının tespitine, davacı kadının ziynet eşyası alacağı davasının reddine karar verilmiştir.” www.lexpera.com.tr

[13] Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 01.12.2016, 2016/13627 E. , 2016/14844 K. “Somut olayda; takibe dayanak ilamda boşanma kararı ve ziynet eşyasının iadesine dair taleplerin toplamı için tek vekalet ücretine hükmedilmişdir. Bu durumda takibe konulan vekalet ücreti boşanma ilamının fer’i niteliğinde olduğundan boşanma ilamı kesinleşmeden takip konusu yapılamaz. Bu alacak yönünden şikayetin kabulü gerekirken, tümden reddi doğru değidir.”